Pandemi Döneminde İş Gücünün Durumu

Pandemi  Döneminde  İş  Gücünün Durumu
Bircan Nazlıoğlu Silence Beach Resort Hotel İnsan kaynakları Müdürü

Turizm sektörü 50 milyondan fazla insana doğrudan istihdam sağlıyor. 2018 yılında istihdam rakamları 1 milyon üzerindeyken geçtiğimiz yıl bu oran 17,5 artışla 1 milyon 83 bin 695 istihdam edilen çalışan sayısına yükseldi.

Yaşanan süreçte tüm dünya ülkelerinin sınırlarını kapatması, seyahat kısıtlamaları, sokağa çıkma yasaklarının uygulanması, derken tam da yaz aylarında turizmcilerin beklentisi büyüktü.  Malesef ki Turizm açısından beklenti karşılanmadığı gibi 2020 yılı büyük bir felaket yılı olarak hafızalarda yer edecek.

Sürekli krizlerle sarsılan Turizm Sektörü şimdi de bütün dünyada büyük bir krizle karşı karşıya. Bu süreçte en yakın tatil ihtimali sonbahar sonrası olarak ön görülmektedir. Fakat 30 bin rezervasyon iptalini göz önünde bulundurursak ardı ardına gelebilecek olumsuz durumlar nedeniyle büyük ihtimalle yüksek kayıplar olacak.

Bu süreç en çokta turizm çalışanlarını etkiledi. Mevcut çalışanlar işini kaybediyor, mevsimlik çalışanlar iş başı yapamıyor. Askıdaki personeller ise hiçbir olanaktan faydalanamıyor. Ülkemizde üretimin ve istihdamın arttırılması için Devlet teşvik paketleri sunuldu.  Böylece faaliyetine ara veren işverenlerin de maliyetini azaltmış olundu, çalışanlara geçici bir gelir desteği verildi. Teşvik uygulamalarıyla işverenler sigorta primi ve ücret konusunda desteklenmekte, bu durum işverenlere önemli derecede katkı sağlamaktadır.

Sunulan paketlerde Kısa Ücret Ödeneği (KÇÖ) ve Nakdi Ücret desteği devreye alındı.3 yıl da 600 gün primi bulunan ve 120 gün hizmet akdi olan kısa ücret ödeneği şartı, 450 ve 60 gün olarak güncellense de bu teşvik kapsamına giremeyen çok sayıda personel oldu. Kısa ücret ödeneği şartlarından faydalanamayan personellere ise günlük 39,24 TL Nakdi ücret desteği sağlandı.

Kısa ücret ödeneğinin şartlarının daha da esnetilerek mağfur olan personelleri de kapsayabilecek açıdan şartların sağlanması gerekebilirdi. 3 aylık süreç en az 6 ile 9 ay süresine uzatılabilirdi. Örneğin; 450 gün prim şartı aranmaksızın tüm personeller kapsama dahil edilebilirdi.

Mevsimlik çalışan personellerin prim gün sayılarında oluşan eksiklikten dolayı mağdur olmaları önlene bilinirdi.  Sadece 1 gün eksiklik nedeni ile kısa ücret ödeneği kapsamına giremeyen personeller oldu. Nakdi ücret desteği ücret oranı ise tam anlamıyla yetersiz kalmaktadır.  Günümüz enflasyon oranını baz alırsak, günlük 39,24 TL alan bir çalışanın aylık geliri baz alındığında; kira ödemesi, ev geçimi, borcu, yiyecek ve sosyal olanaklarını göz önünde bulundurursak geçinmek cidden çok zor.

Geçimini turizmden sağlayan personeller belirsizlik içerisinde işverenlerin izleyecekleri yolları merakla bekler hale geldi. Oteller değişen hizmet alanından dolayı tesisleri açıp açmamakta kararsız vaziyetteler. Personeller ise, işe devam edip edemeyeceklerinin belirsizliği içerisindeler.

Teşviklerden faydalanabilecek miyiz?

Faydalanamazsak işveren ücretimizi ödeyebilecek mi?

Seyahat kısıtlamaları kaldırılıyor, Oteller açılacak mı?

Açılırsa biz çalışabilecek miyiz? vb. milyonlarca soru işaretleriyle karşı karşıya kaldılar.

Bunun yanı sıra ciddi anlamda da psikolojik savaş içerisinde kalmaktadırlar. Bir yandan ekonomik düzeyleri, diğer yandan sağlık endişesi ve kısıtlanan sosyal olanakları...

 

İşletmelerin birçoğu personelleri ücretsiz izine zorlamaktadır. Turizmin iyi gittiği dönemlerde de kış sezonunda kapalı olan tesisler personelleri ücretsiz izin kullandırıp veya askıya aldıkları dönemde bile zorlanan personeller tüm dünyanın etkisi altında olduğu bu zorlayıcı salgın nedeni ile daha da zor durumda kaldılar. Evden çalışma ve esnek çalışmalar yaygınlaşacak. İhtiyaç duyulan iş gücü potansiyeli azalacak.

Çalışanların endişeleri giderek artacak. Çalışanlar mevcut çalıştıkları işyerlerinde bulunan yasal haklarından da mahrum kalma endişesi güdecekler. İşten çıkarmanın yasak olduğu bu dönemde personeller belirsiz olan turizm sektöründen farklı bir sektöre geçiş yapmak için haklarını talep ederek işten ayrılmak isteyecekler.

Fakat istihdamın korunması için kurumlar bu talepleri işten çıkarma yasağı nedeni ile gerçekleştiremeyecekler. Bu süreçte işveren çalışanların sektör değiştirme sebeplerini anlayışla karşılamalı ve desteklemelidirler.

"İnsanı yücelt ki kurum yücelsin"

Bu nedenle mevcutta olan personellerin bir şekilde işletmeye bağlılığı ve motivasyonu göz önünde bulundurularak istihdamı sağlamak gerekecek. Elbette belirsizlik süreci bu şekilde devam etmeyecek. Güzel günler göreceğimizi ümit ediyoruz. İlerleyen zamanlarda süreç belirsizlikten çıktığında, personel kaybı olan işletmeler kalifiye personel bulmakta güçlük çekecekler.

Ayrıca personellerin işletmelerden beklentileri de artacak. Sadece maaş politikası belirlemek, mevcut olan sorunu düzeltmeyecek.  Bunun yanı sıra sosyal olanak ve güvence de (işten çıkarılmama garantisi vb.) talep edilebilir. Öncelikle halde hazırda çalışan kalifiye personelin istihdamı sağlanmalı, mevcut teşviklerde şartları sağlayan personeller teşvik kapsamına tabi tutulmalıdır.

Teşvik kapsamına giremeyen personellere en azından yarı zamanlı maaş ödemeleri gerçekleştirilebilmeli. Bireylerin iç dünyasında oluşan sorunları yorumlayabilmeleri ve doğru analiz edebilmeleri için, bu sorunların cevapları personele sağlıklı biçimde verilerek manevi destek sağlanmalı.

Geri bildirim performansı arttırır, beklentileri karşılar, problemleri çözer.  Çünkü insan dünyada anlayabilmek ve anlaşılabilmek için yaşar. Çalışan, yöneticilerin değişmesinden, yeni bir işletmeden ve yeni bir ekibin parçası olma stresinden endişe duyarlar. Ancak bunun yanında çalışan kendini kolayca değiştirebilecek beceriye de sahiptir.

Personele içinde bulunduğu bu yeni süreç anlaşılır ve doğru ifade edilirse uyum sağlanmasını kolaylaştırır.  İşletmelerin içinde bulunduğu durumdan personellere açıkça söz edilmeli, onlar da duruma dahil edilerek fikirleri alınmalı dolayısıyla onlarında içinde bulunduğu durum anlaşılabilmeli.

Ve karşılıklı fikir alışverişi yapılarak, empati kurularak, işletme ile personel açısından orta yol bulunması sağlanmalıdır. Türkiye'nin en büyük ekonomik kaynaklarından biri olan turizmin kalkınması ve sürekliliği adına istihdamı sağlayabilmeliyiz ki kurumlar ayakta kalabilsin.

Sağlıklı, huzurlu günler dilerim..